Vakfımızın kurulduğu 1998 yılından bugüne kadar hem ülkemizin koşulları hem de vakfımızın çalışma biçimi oldukça değişti.
1998 yılında sekiz kurucu ile yola çıktığımızda amacımız, özürlü olan bireylerin daha iyi bir yaşam sürmesi için çalışmalar yapmak, özürlülerin rahatça yaşayabileceği bir merkez oluşturmaktı.
Kuruluşumuzdan itibaren 2001 yılına kadar, çeşitli yardımlar yaptık, sosyal etkinlikler düzenledik, istihdam çalışmaları yaptık. Gerçekleştirdiğimiz tüm bu faaliyetlerin çevremizde bulunan, yaşadığımız şehirde olan arkadaşlarımızın gündelik sorunlarına gündelik yanıtlar vermekten öteye gitmediğinin farkına vardık.
2001 yılında kurucumuz Hüseyin Ören bası yarası rahatsızlığı nedeni ile vefat etti. Bir yara nedeni ile bir insan yaşama veda etmişti. Bu yara önlenebilirdi, bu kadar ilerlemeyebilirdi; ama ne yazık ki Hüseyin Ören artık aramızda yoktu.
Bu vefat, vakıf için bir dönüm noktası oldu. Bu ülkede özürlü olarak yaşamını sürdüren binlerce insan bilgisizlikten-bilinçsizce yaşamaktan hayatını kaybediyordu. O zaman karar verdik ki, özürlülük sorunu tekerlekli sandalye vermekle, cihaz dağıtmakla, gezi düzenlemekle ya da arada siyasilerden medet ummakla aşılacak bir sorun değildi.
Yapılan uzun toplantılar ve uzmanlardan alınan görüşlerden sonra, yolumuzu yeniden belirlemeye karar verdik. Bizim yegane amacımız, tekerlekli sandalye ya da herhangi cihazı dağıtmak değil, sosyal devlet çerçevesinde ihtiyaçların periyodik olarak sosyal güvence kapsamında verilmesini sağlamak; bir kişinin bugününü kurtaran bir anlayışa değil; geleceğimizi garantiye alacak yasaların çıkmasına, bunların uygulanmasına hizmet etmekti.
Bu düşünceden hareketle, sivil toplum kuruluşlarını, özürlüler ile ilgili uzmanları, akademisyenleri, yerel yöneticileri, özürlüler ile ilgili özel sektör temsilcilerini kısaca sorunların çözümüne katkı sağlayacak ilgili kişi ve kurumları ortak bir platformda buluşturacak Özürlüler Vakfı Kongre, Sergi ve Sosyal Etkinliklerini hayata geçirdik. Böylece özürlüler ile ilgili yapılan en kapsamlı ve en geniş katılımlı ilk organizasyonumuzu 2003 yılında gerçekleştirdik. Amaç, özürlülerin yaşam standardını geliştirmek için hizmet veren tüm grupları bir araya getirmek, özürlüler ile ilgili hazırlanan yasal düzenlemelere katkı sağlayarak, toplumsal fayda sağlamaktı. 2003 yılından bugüne Özürlüler Vakfı Kongre, Sergi ve Sosyal Etkinlikleri’ni geliştirerek, ilgili kesimler tarafından kabul gören süreklilik arz eden bir faaliyet haline getirdik.
Karar verdik: “Özürlüler Vakfı yapacağı işlerle bataklıkta açan nilüfer olacak”tı.
Kuruluşumuzdan, kongrelerimizin başladığı döneme ve sonrasında edindiğimiz tecrübeler, bizim için önemli bir birikim kaynağı oldu. Sağlık, eğitim, istihdam, fiziki koşullar, sosyal haklar… konusunda özürlüler ile ilgili neler yapılması gerektiği, hangi konularda hatalı ya da eksik olunduğu; niye bir türlü sorunların çözülemediği ve yığıldığı ve daha nice konu hakkında söyleyebileceğimiz, çözüm önerisi sunabileceğimiz gerçek bir sivil toplum kuruluşu haline geldik.
Ve “nilüfer”ler açmaya başladı.
Yılların birikimi ile alanımızda gördüğümüz sorunlara çözüm üretmeye, daha doğrusu stratejik planımız çerçevesinde yol almaya başladık. Gerçekleştirdiğimiz kongrelerde bir araya gelen akademisyenler, ortak projeler oluşturmaya, sivil toplum kuruluşları (STK) benzer organizasyonlar düzenlemeye başladı. Taklit edilmiyor; örnek alınıyorduk.
Sorunlar üzerinde değil, çözümler üzerinde konuşmaya başladık.
Sorun çok büyük ama çareler türlü türlüydü. Toplumu bir anda değiştiremeyeceğimizin farkındaydık elbette; ama, bizi anlatan deniz yıldızı hikayesi gibi, deniz yıldızlarını çoktan denize atmaya başlamıştık. Böyle bir zamanda hem özürlü- toplum ikilemini birbiri içinde eritecek , hem de bizim hayalimizi gerçekleştirecek bir proje olarak ortaya çıktı “Haydi Gülümse”.
Özürlü de toplumun geri kalanı da bu projenin parçası oldu. Hem özürlüyü bilgilendirmek, hem toplumun dikkatini çekmekti amaç.
Acımadan, dışlamadan, garipsemeden, ayırmadan, küçümsemeden birlikte yaşamanın mümkün olduğunu göstermek için başladı ve devam ediyor…